Diyanet-Sen'den "Aile Yılı" eylem planı
Memur-Sen Konfederasyonu bağlı Diyanet-Sen tarafından düzenlediği basın toplantısı ile 2025 yılı aile eylem planını kamuoyu ile paylaştı.
Ailenin büyük bir tehdit ile karşı karşıya olduğunun altını çizen Diyanet-Sen Genel Başkan Ali Yıldız, "Diyanet-Sen olarak diyoruz ki aileyi korumak farz-ı kifaye değil, farzı ayndır. Herkesin üzerine düşen hem kollektif hem de ferdi bir sorumluluktur. Bu nedenle örgütlü gücümüzle aileye yönelik hassasiyet ve mesuliyetimizin gereği olan gayretlerimize devam edeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
"Aile geleceğin inşa edildiği toplumun yapı taşıdır"
Ailenin insanın şahsiyet kazandığı, içerisinde sadece yeni nesillerin değil, geleceğin inşa edildiği toplumun yapı taşı olduğunu belirten Yıldız, “Ailenin bu eşsiz ve yeri doldurulamaz konumu medeniyetimizin de temelidir. Anayasada aileyi toplumun temeli olarak kabul etmekte ve ailenin korunmasını devletin görevi olarak ifade etmektedir. Oysa bugün aile müessesi hiç olmadığı kadar büyük ve çok katmanlı bir tehdit altındadır. Bu bakımdan aileyi korumaya yönelik yapılan çalışmalar, atılan adımlar olumlu ancak yetersizdir.” şeklinde konuştu.
İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine rağmen, sözleşmeye istinaden ulusal mevzuatta yapılan düzenlemelerin, kurulan kurum ve mekanizmaların halen devam etmesi nedeniyle adeta sözleşmenin hayaletinin hukuk sistemimizde dolaşmaya devam ettiğine vurgu yapan Yıldız, “Bu noktada İstanbul Sözleşmesi’nin ruhuyla hazırlanan ve adında 'Ailenin Korunması' ifadesi olmakla birlikte ailenin korunmasıyla ilgili hükümler içermeyen 6284 sayılı Kanun mevcut haliyle aileyi koruyan değil, aileyi sarsan bir kimlik taşımaktadır.” açıklamasında bulundu.
"Aile yapımız tehdit altında"
Aile yapısını zayıflatan ve tehdit eden durumları da tek tek sıralayan Yıldız, açıklamasına söyle devam etti:
"Modern politik ve sosyoekonomik yapılar ile kapitalist çalışma düzeninin aileyi paranteze alması temel bir sorundur. İş verimine odaklanan düzenlenmeler, nüfusun azalmasından ailenin sürdürülebilirliğine değin birçok alanda problemlere neden olmaktadır. Kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla aileyi oluşturan bütün bireyler bu kurguda hırpalanmakta, devletin korumayı taahhüt ettiği aile kurumu zayıflamaktadır. Medya, moda sektörü, toplumsal cinsiyet ideolojisine dayalı neoliberal politikalar, feminist lobiler, pompalanan bireycilik, kapitalist tüketim kültürü, madde bağımlılığı, ekonomik zorluklar, şiddet ve daha birçok faktör aileyi temelinden sarsmaktadır. Özellikle televizyonlarda milyonlarca kitleye hitap eden gündüz kuşağı programları aileyi gözden düşürmekte ve kötülüğü sıradanlaştırmakta. Bazı televizyon dizileri çarpık ilişkileri meşrulaştırmakta. Dijital film platformları sapkınlığı normalleştirmekte ve özendirmekte. Özgürlük adı altında sosyal medya kültürümüzü dejenere etmekte, değerlere saldırmaktadır. Bu saldırılara maruz kalan aile korkunç bir karanlığa çekilmektedir."
"Değerlerimizin taşıyıcısı aileyi korumak tercih değil, hayat memat meselesi olarak görülmelidir"
Yıldız, "Hakikat ve fıtratı dışlayan toplumsal cinsiyet ideolojisine dayalı küresel politikalar, biyolojik cinsiyeti hedef alan ve cinsiyetsizleşmeyi dayatan söylem ve eylemler, sapkınlığı normalleştiren yayınlar; geleneği, kültürü, inancı, değerler sistemini ve ahlakı bozarken ailenin üzerine oturduğu sosyokültürel zemini çatlatmaktadır. Uzun zamandır küresel ifsat lobileri; kadını annelikten soğutarak, çocuğu gelenekten ve değerlerden uzaklaştırarak, babayı, erkeği kriminalleştirerek ailenin üç sacayağını da ayrı ayrı aileden kopararak aileyi yokluğa mahkûm etmektedir. Sevginin, hürmetin, inancın mekânı olan aile yuvası yozlaşmanın, çatışmanın, mekanı haline getirilmekte, aile müessesesinin manevi alt yapısı çökertilmektedir. Bu korkunç yozlaşma karşısında diyoruz ki; değerlerimizin taşıyıcısı aileyi korumak tercih değil hayat memat meselesi olarak görülmelidir. Dün Çanakkale’de 250 bin şehit vererek durdurduğumuz emperyalizm bugün elini kolunu sallayarak televizyonla, cep telefonuyla, bilgisayarla, modayla, sanatla, sinemayla evlerimizi, ailemizi, kültürümüzü, ruhumuzu, aklımızı işgal etmektedir." diye konuştu.
"Aile milletimizin beka meselesidir"
Aileyi tehdit eden bütün bu durumlara karşı alınması gereken tedbirleri dile getiren Yıldız, “Bu işgale karşı yapısal tedbirler alınmalı, çalışma hayatı iş-aile hayatı uyumu merkezli yeniden düzenlenmeli. Aile dostu vergi politikaları hayata geçirilmeli, her türlü melanetin ve sapkınlığın meşrulaştırıldığı sosyal medya, gündüz kuşağı programları, televizyon dizileri, sapkın lobilerin emrindeki dijital platformların yayınları sıkı denetimlere tabi tutulmalıdır. Aile; hedonizme dayalı neoliberal sınırsız özgürlük anlayışına, kültür emperyalizmine, ahlaki sınırları olmayan kapitalist kâr zihniyetine kurban edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki aile milletimizin beka meselesidir. Aile medeniyet mücadelesinin okçular tepesidir. Aileyi ve nesli hedef alan küresel ifsada karşı medeniyet birikimimizin ırmaklarından beslenen bir tasavvurla aileyi koruyacak tedbir ve mekanizmaları geliştirmek, sapkın lobilere, küresel ifsada karşı insanı, aileyi, hakikati savunmak zorundayız. Gelinen noktada aile konusunda yeni bir paradigmaya ihtiyaç olduğu, kaybedilen her anın telafisi imkânsız zararlar meydana getirdiği görülmelidir." dedi.
Diyanet-Sen aile eylem planı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025’i "Aile Yılı" ilan etmesini, bu noktadaki farkındalığı artırması ve gerekli adımların atılması açısından son derece önemli bulduklarını ve desteklediklerini ifade eden Yıldız, Diyanet-Sen’in 2025 yılı aile eylem planını şöyle açıkladı:
"Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi ile birlikte medya ve hukuk bağlamında bir aile çalıştayı düzenleyeceğiz. Kadın ve Toplum dergimizin 2025 sayısını aile özel sayısı olarak hazırlayacağız. Aileyi kriminalleştiren, mahremiyeti yok eden, sapkınlığı yaygınlaştıran sabah programlarına, dizilere, dijital platformların yayınlarına karşı sıkı tedbirlerin alınması için ülke çapında imza kampanyası gerçekleştireceğiz. Toplumda yükselen tepkiyi görmesi ve daha sıkı tedbir alması için bu programları kitlesel olarak RTÜK’e şikâyet edeceğiz. 81 ilde yapacağımız basın açıklamaları ve etkinliklerle bu konuyu gündemde tutacağız. Bugün, buradan ilk adım olarak gündüz kuşağı programlarının kaldırılması, dijital platformların ve dizilerin daha sıkı denetlenmesi için planladığımız imza kampanyasını başlatıyoruz. Hayırlı olsun! İmza kampanyamızla ilgili detayları internet sitemizden ve sosyal medya hesaplarımızdan duyuracağız. Bu vesileyle aziz milletimizi bu imza kampanyasına destek vermeye çağırıyoruz."
Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.