"Müslümanlar ellerinden gelen her türlü imkân ile direnişe destek vermeli"
Siyonist işgal rejiminin Gazze'ye yönelik 18 aydır sürdürdüğü katliam devam ederken geride on binlerce şehit, yüzbinlerce yaralının yanı sıra yıllarca kaldırılamayacak, onarılamayacak kadar büyük bir yıkımı da geride bıraktı.
Yaşanan bunca acı katliamlara karşı İslam ülkelerinin yöneticilerinden ciddi bir ses çıkmaması ise direniş grupları başta olmak üzere vicdan sahibi tüm insanları da derinden üzüyor.
HAMAS ve işgal rejimi arasında 19 Ocak'ta başlayan ve yine işgalcilerin sınır tanımaz saldırılarıyla bozulan ateşkes sürecinin ardından ciddi katliamlar yapılmasına rağmen bir önceki dönemde olduğu gibi İslam ülkelerinin liderlerinden ve halklarında ciddi tepki gelmiyor.
Filistin'de yaşanan insani dram, devam eden katliamlar ve buna karşı Müslümanların sorumluluklarına ilişkin İLKHA muhabirine konuşan İTTİHADUL ULEMA Genel Başkan Yardımcısı Suat Yaşasın, önemli açıklamalarda bulundu.
Yaşanan meselede en son yapılması gereken şeyin konuşmak olduğunu söyleyen Yaşasın, "Biz konuşarak yapmadığımız şeyleri telafi etmeye çalışıyoruz ama eksik bırakıyoruz. Allah'u Teâlâ bizi sadece konuşanlardan kılmasın, eyle geçirsin. Aynı zamanda bildiklerini, söylediklerini yaşayanlardan kılsın. Bizi söylediklerimizden sorumlu tutmasın. Evet, zalimler ve içimizdeki destekçileri ellerinden geleni yapıyorlar. Karakterlerinin gereğini yerine getiriyorlar. Belki bu kadar yoğun bir şekilde, herkesin gözü önünde yaptıkları vahşete uzun süredir şahit olmadığımız için garipseme veya yoğun bir şekilde acı çekme ile karşı karşıyayız. Maalesef olmayan şey, Müslümanların o mazlumlara destek vermek, güvenliklerini sağlamak, askeri desteğe koşmak… Hiç olmadıysa Kassam Sözcüsü Ebu Ebeyde'nin ifadesiyle 'askeri anlamda sizden bir şey istemiyoruz! Bize yiyecek temin edin' dediği şeyi yapamamak. Ana sorun bu." dedi.
"Suçu birbirimize yüklemeden herkes elinden geleni yapmalıdır"
Yaşasın, "Maalesef bu son dönemde bununla alakalı ciddi bir sıkıntı oluştu. 18 ayı aşan süreçte vicdanları hareketlendiren, yüzlerce, binlerce insanın İslam'a girmesine sebebiyet verecek derecede muazzam bir tufandan bahsediyoruz. Tüm dış güçlerin desteğini alan siyonizmin ve babası Amerika'nın bir avuç Mücahit karşısında bir hiç olduklarını gösterme anlamında muazzam bir tufan. Bu cihetle çok büyük bir şeyden bahsediyoruz. Ancak ana sıkıntı şu günlerde maalesef kanıksama diye bir hususun olmasıdır. Baştan beri gerek mücahitlerin gerekse de onların destekçisi olan kardeşlerin ifade ettiği şekliyle 'kanıksama' tehlikesi bu süreçte ciddi bir şekilde ortaya çıktı. Belki ateşkes, esir takası vesilesiyle bir gevşeklik oluşmuş gibi görünebilir ama böyle bir şey söz konusu değildir. Orada karadan girmeye cesaret edemediği için yokmuş gibi görünüyor ama asıl katliamlarını zaten Amerika'nın sağladığı tonlarca bomba ile yapıyorlar. Bu yönüyle tekrar kendimize gelme, tüm gücümle elimizdeki gücü kullanma ile mükellefiz. Birbirimizi suçlama, mesuliyeti başkasına yükleme diye bir yanlışa düşmeksizin herkes yoğun bir şekilde elinden geleni yapmalıdır." diye konuştu.
"Yetkililer üzerine düşeni yapmasa da biz üzerimize düşeni yapmakla mükellefiz"
Halkların yapabilecekleri şeylerin kısıtlı olduğunu, asıl mesuliyetin gücü elinde bulunduran yetkililerde olduğunu hatırlatan Yaşasın, "Kuşkusuz halklar olarak yapabileceklerimiz çok kısıtlıdır. Allah'u Teâlâ çok daha fazlasını yapmayı nasip etsin. Ancak yaşananlara karşı devleti elinde bulunduran yöneticilerin çok daha fazla mesuliyeti var. Günahın, haramın büyüğü onların boynunadır. Bu ordular, o uçaklar, o tanklar, o insansız hava araçları, silahlar eğer Müslümanlara aitse ve bugünlerde kullanmayacaksa başka bir günde kullanmakla alakalı bir şeyden söz edemezsiniz. Müslümanların güvenliği için mi yoksa değil mi? Kimin korunması için yapılmış? Bunu net bir şekilde ortaya koymuş olur. Herkesin mesuliyetleri çok fazladır ancak Türkiye'de yaşadığımız için Türkiye'deki yetkilileri kast ederek söylüyorum. Onlar mesuliyetlerini yerine getirseler de getirmeseler de biz mesuliyetimizi yerine getirmek ve onları da buna zorlamakla mükellefiz. Bu cihetle 'kanıksamak' gibi düşünceden kesinlikle hızlı bir şekilde kurtulup önceki günlere dönmeli, yoğun bir şekilde elimizden gelen her şeyi tekrardan yapmaya çalışmalıyız. Allah muhafaza bu vahşi durum devam ederse aynen istedikleri şekliyle direnişi durdurma ve halın büyük bir kısmını tehcir etme, onları sürgün etmek gibi ciddi bir planla karşı karşıyayız. Allah muhafaza olabilir. Bu olursa çok büyük bir bela karşımıza gelir." şeklinde konuştu.
"Direniş biterse hem dünyada hem ahirette başımıza çok büyük musibetler gelir"
Müslümanlar adına savaşanlara her türlü desteğin sağlanması gerektiğini aktaran Yaşasın, "Dinin sahibi Allah'tır. Kutsal beldelerin de sahibi Allah'tır. Bizim korumamıza ihtiyacı yoktur. İstese ebabillerini gönderip korur. Ancak dünya imtihan yeri olması münasebetiyle bizim mesuliyetimizi yapıp yapmadığımızı ortaya koyuyor. Yeryüzünde bu şekilde Allah için savaşan, mukaddesatımızı korumak için bu şekilde can veren, her türlü fedakârlığı yapan bu insanların başına bu şekilde iş gelir de direniş devam etmezse hem dünyada hem ahirette başımıza çok büyük musibetler gelir. Allah muhafaza düşman ile beraber sayılabilecek kategoriye girebiliriz. Böyle bir şey düşünmekte, söylemekten, tasavvur etmekten bile Allah'a sığınırız. Bu çok tehlikeli bir şey olur. Bunu iyi bilmek gerekir. Hepimiz adına savaşanların sonuna kadar direnmesi için elimizden gelen her şey ile destek vermekle mükellefiz. Elimizden geleni yaptıktan sonra emir Allah'tandır. Ancak yapabileceğimiz çok şey varken bunu yapmıyorsak ve bu Müslümanlarda geçici bir zayıflık oluşursa dünya ve ahirette asla telafi edilemeyecek bir sonuçla karşı karşıya kalırız." dedi.
"Elimizden geleni yapmazsak ve mücahitler için kıyamet koparsa dünya ve ahirette telafisi olmayan bir mesuliyetle Allah'ın huzuruna çıkarız"
Yaşanan bunca katliamlara karşı direnişin gücünü koruduğunu vurgulayan Yaşasın, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Diğer taraftan direniş devam ediyor. 2 gün önce Tel Aviv vuruldu. Gazze'nin komşusu olan Aşkelon vuruldu. İslami Cihad yayınladığı videoda siyonistlerin insansız hava aracını ele geçirmiş. Bu yönüyle direnişin ciddi bir gücü var. Ellerinde güçlü füzeler olmadığı için kara savaşında ancak güçlerini gösterebiliyorlar. Kara savaşında bir yılı aşkın süre boyunca neler yaptıklarını hep birlikte gördük. Güçleri olduğu gibi duruyor ama hava savunma sistemleri yok. Füze de atıyorlar ama ellerindeki füzeler çok kısıtlı kalıyor. Çünkü Gazze 20 senedir tamamen muhasara altında ve şimdi ekmek dahi girmiyor. O açıdan işin kendilerine taalluk eden kısmıyla bir sıkıntı yok. Mesele bizimle ilgilidir. Eğer onlar için kıyamet kopar ve artık 'ya rabbi yeryüzü bizim için daraldı, bizi artık al' diye dualarını Allah'u Teâlâ kabul eder de o Müslümanların gerek ruhlarını alarak gerekse musibetlerini hafifleterek alırsa ve biz elimizden geleni yapmamışsak korkarım ki dünya ve ahirette telafisi olmayan bir mesuliyetle Allah'ın huzuruna çıkarız ki hiç kimse böyle bir sorunla karşılaşmak istemez. Allah'tan dileğimiz dünya ve ahirette böyle bir şeyle karşılaşmamak için elimizden ne geliyorsa onu yapmakla ilgili bizi harekete geçirmesi, içimizde dünya ile alakalı ne kadar istek ve arzu varsa içimizden çıkararak rabbimiz için, mukaddesatımızı korumak için o kardeşlere katılıp bu uğurda her şeyimizden vazgeçmeyi sağlayacak bir imkân karşımıza çıkarır. İnşallah herkes bunun bilincinde olur ve zaman kaybetmeden gereğini yapar."
Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.