Bayrama Bile İzin Vermiyorlar!
Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in müjdelediği şekliyle; “Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden kurtuluş olan” bereketleri ve hayırları ve Kur’an’ın indirildiği Kadir gecesini barındıran Ramazan Ayı’nı geride bıraktık ve bayrama kavuştuk. Ramazan Bayramı’nı kutladık lakin, aklımız gönlümüz sürekli olarak Gazze ve Yemen’de devam eden emperyalist-siyonist katliamlarına maruz kalan kardeşlerimizde oldu. Ramazan ayından manevi olarak bir lezzet almamıza müsaade etmedikleri gibi buruk da olsa bayram sevinci yaşamamıza bile izin vermediler. Gazze Şeridi, Batı Şeria, Lübnan ve Yemen’de devam eden katliamlar ve soykırım nedeniyle bu bayramı da buruk ve mahzun geçirdik.
Ekim 2023’den beri Gazze Şeridi’nde aralıksız ve kesintisiz devam eden katliam ve soykırım Ramazan ayı ve bayramda da sürdü. Bayramı kutlamayı asıl hak eden Gazzeli kardeşlerimiz ve Gazzeli çocuklar bayramın ilk günü yine katliama maruz kaldı. Bayramlıklarını giyen çocuklar çadırlarda bombalandı ve ilk belirlemelere göre toplamda 64 Gazzeli kardeşimiz şehid oldu. Tam bir suç ve katliam makinasına dönüşen israil terör örgütü (İTÖ), ABD’den aldığı tam destekle eşgüdümlü olarak katliamlarına dünyanın gözü önünde devam ediyor.
Kardeşlerimizin üzerine Gazze ve Yemen’de bombalar yağarken nasıl gönülden sevinçle bayram kutlayacağız? Çok şükür toplumumuzda en azından bu şuur oluştu. Bayram namazı vaazları, bayram namazı sonrası yapılan açıklamalar ve bayram mesajlarında özellikle Gazze’de yaşanan katliamlara dikkat çekildi ve gönlümüzün ve duamızın Gazze’de olduğuna işaret edildi.
Ramazan ayında fakirler ve muhtaçlara yardımların yanında zekât, fitre ve infakların Gazze’ye gönderilmesi noktasında halkımızda oluşan şuur takdir edilecek noktadadır. Keşke kavli dua ve yardım isteğimiz gibi Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Yemen’e Müslümanlar olarak fiili müdahale etme imkân ve kabiliyetimiz olsa da kardeşlerimizi bu vahşet cenderesinden kurtaracak adımlar atabilsek. Artık konuşmanın, yazmanın bir anlam ifade etmediği bir süreçteyiz ve fiili olarak yardım etmenin zamanının çoktan geçtiğini görmemiz gerekir. Daha kaç çocuğun, kaç sivilin İTÖ ve ABD’nin vahşetine maruz kalmasını seyredeceğiz? Ne zaman ‘yetti gayrı’ deyip fiili olarak İslam halkları, devlet ve kurumları harekete geçecek? Daha ne kadar “kınama” ile vakit kaybedilecek? Yeter artık yeter! Durduralım artık bu katliamları! Gazze halkının adım adım yok edilişi, ümmeti ve ümmetin liderlerini kendine getirmeyecekse ne kendine getirecektir? Ümmet ne zaman ayağa kalkacaktır? Bu kahredici utancı daha ne kadar taşıyacağız?
Gazze ve İslam coğrafyasında yaşanan ağır saldırı ve vahşeti gündem etmemiz ve bunun mücadelesini aralıksız vermemiz gerekirken maalesef ülkemizde bayramda resmi olarak 9 gün tatil verilmesi ile “bayram tatili” moduna yeniden girildi.
Bayram, insanları kaynaştırıp bir araya getiren en güzel vesilelerden biridir. Aile büyükleri, akraba ve dostlar ziyaret edilerek bir araya gelme fırsatı oluşturur. Bu açıdan bakıldığında bayramlar sıla-i rahim için birer fırsattır. Bayramları inanç ve geleneklerimize uygun olarak aile büyüklerimizin yanında geçirmeliyiz. Böyle yapmak yerine tatil için fırsata dönüştürmek bireycilik ve bencillik duygusunun ön plana çıkmasından öte bir şey değildir.
Ramazan ayının ve Ramazan Bayramı’nın Gazze ve işgal altındaki topraklarımızın kurtuluşuna, zulümlerin son bulmasına ve ümmetin birlik olup özgür bayramlara kavuşmasına vesile olmasını temenni ederek tebrik ediyorum.
Selam ve dua ile…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.